29MayisOkullari_Dikey_Renkli

Eğitim Modeli

 

Multidisipliner Eğitim Modelimiz

Etkili bir eğitim için, içinde bulunulan zamanı en iyi şekilde değerlendirmek ve planlamak kadar gelecekte “Yeni nesli neler bekliyor?” bunlar da öngörülmeli ve buna göre bir yol izlenmelidir. Yeni nesil öğrencilerimiz, pek çok alanda yapay zekâ teknolojilerinin kullanıldığı, insanlı ve insansız uzay yolculuklarının yapıldığı, bilgiye anlık ulaşımların olduğu yeni dünyanın değişim hızına ayak uydurarak sürece adapte olmak zorundadır. Bu nedenle öğrencilerimiz için insani değerler, analitik ve kritik düşünme becerileri, bilişsel süreçlerin kullanılarak problemlere çözüm üretilmesi önem kazanmıştır. “Öğrenme ve Yenilenme Becerileri; Bilgi, Medya ve Teknoloji Becerileri; Yaşam ve Meslek Becerileri”  21. yüzyıl eğitimi için vazgeçilmezler olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu kapsamda inovasyon, adaptasyon, iletişim becerileri gelişmiş öğrenciler hızla gelişen teknolojik gelişmelere ayak uydurarak kazananlar olacaktır.

 

21. yüzyıl becerilerine sahip öğretmen ve öğrenciler içinde bulunduğumuz olumsuz koşullarda dahi (salgın vb.) eğitim süreçlerini devam ettirmişlerdir. Görünen o ki olumsuz koşullar değişse bile online, hibrit model sıklıkla kullanılacaktır. Bu nedenle öğretmenler web 2.0 araçlarını da kullanarak öğrenme ortamlarını bu araçları etkili olarak uygulayabilecekleri bir şekilde düzenlemelidir. Web 2.0 araçları ile düzenlenen sınıf ortamında öğrenci birçok duyu organı ile eğitim ortamına katıldığı için daha akılda kalıcı bilgiler edinir ve bilişsel olarak da gelişir.

 

Öğretim sürecinde öğrencilerin eğlenerek öğrenmelerine olanak sağlayan oyunlar, onların fiziksel, sosyal, bilişsel ve duygusal olarak da çok yönlü gelişimlerine katkıda bulunur. Oyunlar; çocuklar için zevkli, eğlenceli, aktif olarak rol alabildikleri ortamlardır. “Oyun Tabanlı Öğrenme” ortamları yaş gruplarının özelliklerine uygun tasarlanırsa amacına hizmet ederek öğrencilerin akademik başarıları üzerinde de olumlu katkılar sağlar.

 

21. yüzyıl becerilerine sahip öğretmen, öğrencinin birey olduğundan hareketle onların bireysel farklılıklarını dikkate alır. Buna bağlı olarak da eğitim-öğretim sürecini bireysel farklılıkları göz önüne alarak tasarlar.

 

Her öğrencinin ilgisi, yetenekleri, öğrenme biçimi, öğrendiği bilgiyi pekiştirme süreci farklıdır. Bu nedenle öğretmenler yaş gruplarının özelliklerine uygun olarak farklı materyaller kullanarak öğretim sürecini zenginleştirmeli ve öğrencilerin öğrenme motivasyonlarını arttırmalıdır. Aynı zamanda öğrencilere öğrenme ortamlarını düzenlemek için imkânlar sağlanmalıdır. Hayatın her alanı çeşitli öğrenmelerin gerçekleşeceği yerler olarak görülmeli, öğrenme ortamları okulun dışına taşmalıdır. Öğretmenler, öğrenme süreçlerinde öğrencilerine rehberlik yapmalıdır.

 

21. yüzyıl öğretmeni öğrencilerine öğrenme görevleri verirken katı, sınırları belli görevler yerine; öğrencilerin kendilerini gerçekleştirebilecekleri, ilgilerine uygun, yeteneklerini gösterebilecekleri görevler vermelidir.

 

Bu veriler ışığında okulumuzun öğrenme modeli: Eklektik bir yaklaşımla “Multidisipliner Eğitim Modeli”dir.

 

Multidisipliner eğitim modelinde eğitim süreci bakımından bireyin gelişim dönemlerini kapsayan ilk adımın hayatın modellemesi noktasında bakıldığında oyun, bir temeli de teşkil eder. Hayatın bir örnek olarak yansımasında, oyunlaştırma çocuğun gelişiminde ana tutucu bir tuğla oluşturur.

 

Oyunlaştırma; oyunsal düşünmenin oyun dışı alanlarda problem çözmeye yönlendirme ve motivasyonu arttırmak için kullanılmasıdır.

 

Oyunlaştırma, öğrenen için daha etkili, verimli, çekici öğrenme ortamları sunmaktadır. Oyunlar ile öğrenenin süreci kendi deneyimleri ile içselleştirmesi sağlanır. Dolayısıyla öğrenen için anlamlı ve derin bir öğrenme gerçekleşmiş olur.

 

“Eğitimde Oyunlaştırma ve Oyun Tabanlı Öğrenme” oyunun doğasında olan eğlenceli unsurları yaş gruplarının özelliklerine uygun olarak işe koşmak ve öğrenenleri, öğrenme sürecinin merkezine çekmek için kullanmaktır.

 

Oyun ile gelen eğitim basamakları farklı yeteneklerin etkileşimi ile harmanlandığında eğitimin kültür motifinde ayrı bir şekil almasına sebep olur. Bu iletişim mekanızmasında disiplinlararası geçişlerin öğretim basamağında etkisi git gide artmaya devam eder.

 

Disiplinlerarası öğretim, farklı disiplinlere ait bilgi ve becerileri bir araya getirip bütüncül olarak kullanarak etkili ve anlamlı öğrenme olarak görülmektedir.

 

Disiplinlerarası öğretimde öğrenciye çok yönlü düşünme becerisi kazandırma hedeflenir. Öğrenci kendini bir disiplinin düşünme biçimiyle sınırlamaz, aksine disiplinlere bağlı bilgileri kendi amaçlarına ulaşmada ya da karşılaştığı problemlerin çözümünde bir araç olarak kullanır. Bu öğretim sayesinde kendini sürekli yenileyen, öğrendiği bilgiyi kullanan ve öğrendiği bilgiler ile karar verebilen bireyler yetiştirilir. “STEAM Eğitimi” de disiplinlerarası yaklaşım örneğidir. “STEAM Eğitimi”nde de farklı disiplinler bütünleştirilir ve günlük yaşama uygun problem durumlarıyla öğretim sürecinin gerçekleşmesi sağlanır.

 

STEAM Eğitimi ile yeteneklerin bütünleşmesi, bireyin merkeze indirgendiğinde eğitim sürecinin basamaklarında ilerlemenin proje tabanlı yaklaşımla daha da sağlamlaşması meydana gelir. İşte bu yüzden her bir yaklaşımda iyi insan modeli için etkileşim sağlayarak en güzeline ulaşmayı amaç edindik

 

Proje Tabanlı Öğrenme, öğrenciyi merkeze alarak öğrencinin öğrenmeyi kendi yaşantısında gerçekleştirmesini sağlar. Proje konuları belirlenirken dersin amaçlarına uygunluğunun yanı sıra öğrencilerin ilgi ve yeteneklerinin de dikkate alınması proje tabanlı öğrenme yaklaşımının etkililiğini arttırır. “Proje Tabanlı Öğrenme” ile öğrencilerin bilişsel, duyuşsal ve psikomotor alanlarda ilerlemeleri sağlanır. Proje çalışmalarıyla hem birbirleriyle hem de yetişkinler ile iletişim kuracak olan öğrencilerin iletişim, dil ve sosyal etkileşim becerileri gelişir. Bu öğrenme yaklaşımı ile üretken, araştırma ve inceleme yapmaya istekli, problem çözen bireyler yetişmesi hedeflenir.

 

Proje çalışmaları ile öğrenci, Multidisipliner eğitim modelinde eğitim sürecinde ilerlerken çok nitelikli bir yapıya kavuşur. Kazandığı bu özellikler neticesinde artık daha ince yaklaşımlarla da daha özelikli eğitimin yansımaları ile; üretken, çözen ve öneri sunabilen bireyler olarak karşımıza çıkar. Bu ince noktaların insanda gelişimi için Multidisipliner Eğitim Modelinde farklı öğrenme tiplerini öğrencilerimiz almaya devam eder.

 

Tasarım temelli öğrenme, multidisipliner eğitim modelinde kullandığımız öğrenme tiplerinden birisidir.

 

Eğitim ortamları öğrencileri hızla gelişen ve değişen dünyaya adapte olabilecek şekilde hazırlamalıdır. 21. yüzyıl bilgi ve becerileri arasında tasarım odaklı düşünme ve yaratıcılık da öne çıkmaktadır. Öğrenciden bir tasarım fikri geliştirmesi istendiğinde öncelikle problemi tanımlaması beklenir. Problemin çözümü için kriterler, varsa sınırlılıkları belirlenir. Problemin çözümüne yönelik alternatif çözüm önerileri geliştirilir. Çözüm önerileri belirlenen kriter ve sınırlılıklara göre değerlendirilir. Problemin çözümü için en uygun çözüm yolu bulunur. Elde edilen çözüme yönelik prototip yapılır.

 

Problem karşısında çözümü gerçekleştirmiş öğrencimiz, bilim ve teknolojik yaklaşımlar ile artık, günümüz koşulların özelliklerini verimli bir şekilde kullanmasını öğrenir.

 

WEB 2.0 teknolojisi öğrenme, bir diğer öğrenme tipimizdir.

 

2000 yılından sonra doğan Z kuşağı çocukları analitik düşünme ve öz güveni yüksek, teknolojiye kolay ayak uydurabilen ve teknolojiyi iyi kullanabilen ,yeniliklere önem veren bir kuşaktır. Bu yeni neslin çocuklarına eski yöntem ve teknikler yerine yeni nesil yöntem ve teknikler kullanılmalıdır. Web 2.0 araçları teknolojisi ile öğrenciler sadece bilgiyi alan olmaktan çıkıp bilgiyi üreten, paylaşan, ortak aktiviteler düzenleyen, bilgi kaynağını sorgulayan teknoloji okuryazarları olmaktadır.

 

Bilim ve teknolojik gelişimlerin güncellemesini hayatında yaparken öğrencilerimiz, olaylara yaklaşım seviyesini tavan boyutunda düşünce eksenine kavuşturur.

 

Probleme Dayalı Öğrenme; öğrencilerin üst düzey düşünme becerilerini geliştiren, onlara yaşam boyu öğrenme becerileri kazandırmayı hedefleyen, öğrenen merkezli bir yaklaşımdır. Çözümü zor ve gerçek hayat problemleri araştırılır. Öğrenenlerin aktif katılımları önemlidir. Öğrenenin içsel motivasyonu, problemin merak uyandırıcı yapısından yararlanılarak sağlanır.

 

Üst düzey öğrenme yaklaşımı ile yetişen birey, artık ezberci bir meyil ile düşünmek yerine sorgulayıcı bir yol çizer hayatında.

 

Kanıt Temelli Sosyal Bilgiler Öğretimi, öğrencilerin farklı bir metod olarak program geliştirmede kullanıdıkları yeni yaklaşımlardan biridir. Yüzyılın değişen eğitim anlayışlarına ayak uydurarak “Sosyal Bilgiler Öğretimi”nde ezberden uzaklaşmak hedeflenir. Klasik yöntemlerin dışına çıkılarak dersler bilginin kanıtlarıyla işlenir. Böylece somut verilerle öğrenenlerin bilgiyi doğru anlamaları, sorgulamaları sağlanır.